Güncel Kazılar
Gözlükule Höyüğü, 2012, 5 açma Höyüğün topografik planı - Yeni açmalar
Boğaziçi Üniversitesi Tarsus-Gözlükule Kazı ve Araştırma Projesi
Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından 2001 yılında Tarsus-Gözlükule höyüğünde araştırmalara tekrar başlanmıştır. Höyükteki yeni çalışmaların amacı kuzeydoğu Akdeniz bölgesindeki yeni arkeolojik çalışmalarla tekrardan oluşmaya başlayan dinamik akademik diyolog eşliğinde Goldman dönemi kazılarından beri halen cevaplanmamış birtakım sorulara ve sorunsallara ışık tutacak verilere ulaşmaktır. Ayrıca zaman içinde gelişen arkeolojik teknikler ve ilgili teknolojilerden faydalanarak hem eski kazılardan elde edilmiş veriler yeniden değerlendirilinecektir, hem de daha kontrollü kazılar ile dönemlerin stratigrafik ilişkileri daha iyi anlaşılınacaktır.
Araştırmaların İlk Safhası
Eylül 2000’de Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından Tarsus Gözlükule höyüğü ziyaret edilmiş ve Eylül 2001’de disiplinlerarası bir ekip arazi çalışmalarına başlamıştır. Projenin 2001-2006 seneleri arasında yürütülen ilk safhasındaki çalışmalar şöyle özetlenebilir:
Höyüğün durumunun tespiti ve zarar görmeye meğilli alanların koruma altına alınması. Bu çerçevede T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı höyüğün kuzey ve güney sınırlarını koruma amaçlı olarak demir parmaklıkla çevirmiştirç
Adana Müzesi depolarında tutulan envanterlenmemiş Goldman etütlük malzemesinin çalışılınması. Nisan 2004’te Goldman dönemi kazılarından çıkan ve Adana Müzesi tarafından etütlük olarak ayrılmış olan malzeme Boğaziçi Üniversitesi’nin Tarsus’ta bulunan kazı deposuna taşındıktan sonra malzemeye erişimi ve çalışmaları kolaylaştırmak için tasnif edilip dijital ortama aktarılmıştır.
Höyük ve çevresinin ölçümlerinin alınması. KOERİ (Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü) Jeodezi bölümü güncel ölçümlerle höyüğün yeni bir topografik haritasını hazırlamıştır. KOERİ Jeofizik departmanı yer radarı (Ground Penetrating Radar) ile höyüğün toprak altında kalan mimari kalıntılarını araştırmıştır. Ege Üniversitesi Jeomorfoloji bölümü höyüğün çevresinden ve ovadan örnekler alarak zaman içerisinde bölgenin geçirdiği jeomorfolojik değişimleri belgelemiştir.
Höyük ve çevresinde yüzey araştırması yürütülmesi. Höyüğün yerleşim tabakalanmalarını anlamak amacı ile höyüğün değişik bölgelerinde yüzey araştırmaları yapılmıştır.
Araştırma sonuçlarının yayınlanması. Goldman dönemi etütlük malzemesi ve höyük üzerine yapılan muhtelif çalışmaların bir kısmı 2005 yılında yayınlanmıştır (Özyar 2005). Ayrıca Araştırma Sonuçları Toplantılarında sunulan bildirilere buradan ulaşabilinir.
Ve Kazılar Başlar ...
Projenin ikinci safhası olan höyük üzerinde kazı çalışmalarına 2007 yaz sezonunda başlanmıştır. İlk açmalar, höyüğün en yüksek noktası olan ve Goldman A açmasının kuzeyinde bulunan daha önce kazılmamış alanda yer almaktadırlar. 2007 sezonunda 10x10 m2’lik iki açma ile başlayan kazılar, 2008 yılı itibari ile aynı ebatlarda beş açamaya yükseltilip, toplamda 500 m2’lik bir alana yayılmıştır.
Yeni kazılardan elde edilen ilk bulgular ışığında höyüğün en üst yerleşim katmanı Ortaçağ’a tarihlendirilmektedir. 13. yy. AD’ye tarihlenebilen Geç Ortaçağ ile ilgili kalıntılar açmalarda sadece büyük tahribat alanları olarak ele geçmiştir. Ortaçağ döneminin höyük üzerinde rastlanan esas yerleşim katmanı ise Abbasi dönemine aittir. Bağdat başkentli imparatorluk 8. yüzyılın ikinci yarısında Bizans’a karşı sürdürdüğü genel askeri harekatların bir parçası olarak Çukurova’yı ele geçirir. Tarsus’a da yerleşen Abbasiler höyüğün en tepe noktasına büyükçe konutlar kurmuşlardır. Beraberlerinde getirdikleri birtakım yeni geleneklerin yansımalarını elde edilen arkeolojik malzemede görmekteyiz. Mesela konut etrafında kurulmuş atık su tesisatı değişen hijyen anlayışının bir parçası olmalıdır. Bunun ötesinde değişen yeme-içme kültürünün izlerine gündelik pişirme ve sofra takımlarında açıkça rastlanmaktadır. Ayrıca özellikle seramiklerde imparatorluğun hem sanatsal, hem kültürel merkezi olan güney Mesopotamya bağlantılarını görmekteyiz. Bu meskun alandan elde edilen veriler burada oturanların Abbasilerin elit bir tabakasına ait olduğuna işaret etmektedir.
Ortaçağ katmanının hemen altında Geç Antik dönem yerleşimi bulunmaktadır, öyle ki Abbasi binaları yer yer bu dönemin binalarının kalıntılarını kullanmışlardır. Bu sebeple Geç Antik ve Abbasi dönemi yerleşimlerinin hem konumlanmaları aynıdır, hem bina yapım tarzları benzerdir. Bu bağlamda yukarıda bahsettiğimiz farklılıkların yanısıra, bir yandan da bazı alanlarda sürekliliklere rastlanması ilgi çekicidir. Anlaşılan o ki istilacı olarak bölgeye gelip yerleşen Abbasiler yerel yaşam tarzlarının bir kısmını benimseyerek uygulamaya başlamışlardır.
Halihazırda devam etmekte olan araştırmalarımız bu iki dönem arasındaki farklılıklar ve benzerlikleri karşılaştırmalı olarak çalışarak, yazılı kaynaklardan aşina olduğumuz fakat haklarında arkeolojik olarak fazla veri olmayan her iki döneme detayli kültürel malzeme analizleri eşliğinde ışık tutacaktır.
Açmaların kuzey bölgesinde Roma dönemi kalıntılarına ulaşılınmaya başlanmıştır. Bu döneme ait çoğunlukla adak kandil, ama ayrıca heykelcik ve tiyatro maskelerinden oluşan bir gömü alanı herhalde bir tapınak adak malzemesinin kutsal atıklarından oluşmaktadır. 3-4. yy AD’ye tarihlenen bu gömü çukurundan çoğunlukla parça parça ama bazıları da tüm olarak ele geçen binlerce kandil, yüzlerce figürin ve birçok tiyatro maskesi parçaları dikkat çekicidir.
Özellikle açmaların kuzey kısmında derince bir teraslama yöntemi ile klasik öncesi höyüğe yerleşmiş olduğu anlaşılan bu geç dönem tabakaların altında Geç Tunç II’ye tarihleyebildiğimiz katmanlara ulaşılınmaya başlanmıştır. Bu katmanla ilgili bilgilerimiz henüz başlangıç noktasındadır ama belli ki çok büyük bir kerpiç yapının yıkıntısı ve onun içine kurulmuş olan tahrip olarak ele geçen mimari öğelere rastlamaktayız. Bu yıkıntının içine açılmış olan çöp çukurlarından bazılarında hem Geç Hellas III hem de Hitit dönemi seramiğine beraber rastlanmaktadır. Mimari kalıntıları tahrip ederek yerleştirilmiş olan ve yerinde bulunan çok büyük bir saklama kabının üzerindeki Hiyoroglif Luvice iki işaret de dikkat çekicidir.
Yeni kazılardan çıkan etütlük arkeolojik malzeme ile Adana Müzesi depolarında muhafaza edilen ve höyükte Boğaziçi Üniversitesi çalışmaları başlayınca Tarsus’a geri getirilen Goldman dönemi kazıları etütlük malzemesi T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından istimlak edilmiş olan ve Boğaziçi Üniversitesi’ne kazı araştırma merkezi olarak kullanılmak üzere tahsis edilen, bu esnada restore edilerek kullanıma sokulan eski çırçır fabrikasında muhafaza edilmektedir.



















